Sponsorlu Alan / Reklam
Güney Avustralya'nın kızıl topraklarında, yarım milyar yıldan daha uzun bir süre önce yaşamış mikroskobik olmayan ilk canlıların izleri yatıyor. Bilim insanları, bu bölgedeki fosil yataklarında yaptıkları yeni bir incelemede, hayvanlar aleminde "sağlaklık" ya da daha bilimsel bir ifadeyle "lateralizasyon" (vücudun bir tarafını diğerine tercih etme eğilimi) olgusunun bilinen en eski kanıtını ortaya çıkardı. Yaklaşık 550 milyon yıl önce, Ediyakar Dönemi'nde yaşamış olan *Spriggina floundersi* adlı organizmaya ait fosiller, bu canlının sistematik olarak sağa doğru bükülmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan bu dikkat çekici araştırma, insanlardan böceklere kadar günümüz canlılarında yaygın olarak görülen sol-sağ asimetrisinin ve buna bağlı davranışsal tercihlerin, evrimsel süreçte tahmin edilenden çok daha önce ortaya çıkmış olabileceğini düşündürüyor.
Çoğu insan için sağlak veya solak olmak, yazı yazarken hangi eli kullandığı ya da topa hangi ayağıyla vurduğuyla ilgilidir. Ancak evrimsel biyoloji açısından bakıldığında bu durum, beynin ve sinir sisteminin iki yarısının farklı işlevlerde uzmanlaşmasının bir sonucudur. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi, Florida Eyalet Üniversitesi, Harvard Üniversitesi ve California Üniversitesi Riverside kampüsünden araştırmacıların ortaklaşa yürüttüğü çalışma, henüz elleri veya ayakları bile olmayan ilkel bir canlının, günümüzdeki bu karmaşık nörolojik ayrımın ilk temellerini attığını gösteriyor. Bu keşif, canlıların çevreleriyle kurdukları etkileşimin evrimsel kökenlerine dair ezberleri bozacak niteliktedir.
Ediyakar Döneminin Gizemli Sakini ve İkili Simetri
Dünya tarihindeki en büyük dönüşüm evrelerinden biri olan Ediyakar Dönemi (yaklaşık 635 ila 538 milyon yıl önce), mikroskobik yaşamın yerini gözle görülebilen, çok hücreli ve hareket kabiliyetine sahip karmaşık organizmalara bıraktığı bir geçiş sürecidir. Güney Avustralya'daki Flinders Ranges bölgesinde yer alan Nilpena Ediyakar Ulusal Parkı, bu döneme ait canlı topluluklarının fırtına çökelleri altında kalarak adeta birer anlık fotoğraf gibi korunduğu, dünyadaki en eşsiz fosil alanlarından biridir. İşte bu özel alanda keşfedilen *Spriggina floundersi*, Güney Avustralya'nın resmi devlet fosili olmasının yanı sıra evrim ağacında da çok kritik bir basamağı temsil eder.
*Spriggina*, ikili simetriye (bilateral simetri) sahip bilinen en eski canlılardan biridir. İkili simetri; bir canlının belirgin bir ön ve arka, sağ ve sol, alt ve üst kısımlarının bulunması anlamına gelir. Bugün insan dahil olmak üzere yaşayan hayvanların ezici bir çoğunluğu bu temel vücut planını paylaşır. Canlının bu simetrik yapısı, onun sadece fiziksel görünümünü değil, aynı zamanda hareket yönünü ve çevresini algılama biçimini de doğrudan belirlemiştir. Araştırmacılar, bu simetrik yapının arkasında yatan gizli asimetriyi, yani canlının sağ veya sol yönlerden birine olan eğilimini ortaya çıkarmak için Nilpena'daki fosil yataklarından ve Adelaide'deki Güney Avustralya Müzesi koleksiyonlarından elde edilen 100'den fazla olağanüstü derecede korunmuş fosili mercek altına aldı.
Taşlardaki Aynadan Okunan Davranış Tercihi
Fosilleşme süreçleri, antik canlıların yumuşak dokularını doğrudan korumak yerine genellikle onların çamur veya kum üzerindeki izlerini taşa kazır. *Spriggina* fosillerini incelerken karşılaşılan en büyük zorluk ve aynı zamanda en büyüleyici detay, bu izlerin canlının orijinal yapısının birer ayna görüntüsü olmasıdır. Dolayısıyla, kayaç üzerinde sola doğru bükülmüş olarak görünen bir fosil izi, aslında canlının yaşarken sağa doğru büküldüğünü gösterir. Araştırma ekibi, inceledikleri yüzü aşkın fosil örneğinde şaşırtıcı bir tutarlılık tespit etti: Kayaçlarda sola doğru bükülmüş olan örneklerin sayısı, sağa bükülmüş olanların yaklaşık iki katıydı.
Bu istatistiksel veri, rastgele bir dağılımın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Eğer canlının bükülme yönü tamamen rastlantısal ya da fosilleşme sırasındaki akıntı gibi dış etkenlere bağlı olsaydı, sağa ve sola bükülmüş fosillerin oranının birbirine yakın olması gerekirdi. Ancak ikiye bir oranındaki bu belirgin fark, *Spriggina* popülasyonunun yaşarken ezici bir çoğunlukla sağa dönmeyi tercih ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, söz konusu canlıyı, popülasyon düzeyinde belirli bir yön tercihine sahip olduğu kanıtlanan en eski hayvan yapıyor. Taşlaşmış izlerdeki bu asimetri, yarım milyar yıl önce okyanus tabanında sürünen canlıların rastgele değil, belirli bir nörolojik yönelimle hareket ettiğinin en somut kanıtıdır.
İlkel Bir Sinir Sisteminin ve Karmaşık Algının İşaretleri
Bu keşif, sadece antik bir canlının hareket yönünü belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda onun iç dünyasına ve sinir sisteminin karmaşıklığına dair çok önemli ipuçları sunuyor. Günümüzde yaşayan ve benzer şekilde sağlaklık veya solaklık gösteren canlıların (böcekler, ahtapotlar, kuşlar ve memeliler) tamamı, gelişmiş duyusal yeteneklere ve organize olmuş bir sinir sistemine sahiptir. Vücudun bir tarafını baskın olarak kullanmak, beynin kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlar ve karar alma süreçlerini hızlandırır.
*Spriggina*'nın gösterdiği bu sağa bükülme tercihi, onun sinir sisteminin de dönemine göre oldukça gelişmiş olduğunu ve çevresel uyaranları işlemek için sağ-sol ayrımı yapabildiğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu bulgunun ışığında, karmaşık duyusal algıların ve organize sinir yapılarının evrim sahnesine çıkış tarihini çok daha geriye çekmek gerektiği görüşünde birleşiyor. Yarım milyar yıl önce okyanus tabanında sağa doğru bükülerek yol alan bu küçük canlı, bugün bizim günlük hayatta hiç düşünmeden yaptığımız sağ veya sol el tercihlerimizin ne kadar derin ve kadim bir evrimsel geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.