Sponsorlu Alan / Reklam
Venedik’in tarihi dokusunda, 15. yüzyıldan kalma bir tuğla deposu olan Magazzini del Sale, bugünlerde çağdaş sanatın en güçlü seslerinden birine ev sahipliği yapıyor. Hintli sanatçı Nalini Malani, "Of Woman Born" (Kadından Doğan) adlı çok kanallı video enstalasyonuyla, geçmişin sömürgeci ticaret ağlarını, mitolojik anlatıları ve günümüzün küresel çatışmalarını bir araya getiriyor. Yeni Delhi'deki Kiran Nadar Güzel Sanatlar Müzesi Sanat Direktörü Roobina Karode küratörlüğünde gerçekleşen bu Venedik Bienali paralel etkinliği, izleyiciyi bir bellek odasının içine davet ediyor.
Malani’nin "animasyon odası" olarak adlandırdığı bu mekanda, tarihi yapının tuzla kaplı duvarlarına yansıtılan 69 farklı animasyon, ses ve metin katmanları bulunuyor. Sanatçının kendi külliyatından figürlerin yanı sıra Lewis Carroll’ın Alice’i, Käthe Kollwitz’in otoportresi ve Francisco de Goya’nın savaş felaketlerini tasvir eden çizimleri duvarlarda yankılanıyor. Bu görsel yoğunluk, izleyiciyi hem sarsıcı hem de derin bir düşünme alanına çekiyor.
Mitolojinin Aynasında Ataerkil Şiddet
Enstalasyonun merkezinde, Euripides’in "Orestes" tragedyası ve annesi Clytemnestra’yı babası Agamemnon’un intikamını almak için öldüren Orestes’in mitolojik öyküsü yer alıyor. Orestes, işlediği anne katli davasından, Zeus’un kafasından tamamen büyümüş ve zırhlı olarak çıkan, yani kelimenin tam anlamıyla "bir kadından doğmamış" olan savaş tanrıçası Athena’nın müdahalesiyle beraat eder.
Malani, bu antik miti günümüzün çatışma bölgelerinde kadınların ve çocukların maruz kaldığı sistematik şiddeti sorgulamak için bir araç olarak kullanıyor. Sanatçıya göre, küresel savaşlarda ve siyasi krizlerde en büyük bedeli ödeyen kadınların ve çocukların sesleri karar alma mekanizmalarından dışlanıyor. Eser, ataerkil şiddetin tarihsel sürekliliğini ve erkek sorumluluğunun nerede başladığını sorgularken, "kadından doğmanın" gerçekte ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye çağırıyor.
Dijital Defterden Kamusal Alana: Parmak Uçlarıyla Çizilen Sanat
Malani, animasyonlarında kullandığı çizimleri doğrudan iPad üzerinde, sadece işaret parmağını kullanarak üretiyor. Sanatçı, bu yöntemin sunduğu doğrudan temasın, zihindeki düşüncelerin ve fantezilerin doğrudan dışa vurumu olduğunu belirtiyor. Geleneksel galeri ve müze sınırlarına bağlı kalmamak adına bu çizimleri sosyal medya hesabı üzerinden doğrudan dünyayla paylaşıyor.
İlk kez 2016 yılında geliştirdiği "animasyon odası" formatı, çok kanallı projeksiyonların duvarlara görsel düşünceler gibi akmasını sağlıyor. Malani, bu mekanları antik Yunan’daki "agora" kavramına benzetiyor; yurttaşların bir araya gelerek siyasi tartışmalar yürüttüğü, demokrasinin can damarı olan kamusal alanları sanat yoluyla yeniden inşa etmeyi hedefliyor.
Tuzun Sömürgeci Geçmişi ve Hindistan'ın Hafızası
Enstalasyonun sergilendiği Magazzini del Sale, Venedik’in deniz aşırı ticaret imparatorluğunu finanse eden "beyaz altın" yani tuz ticaretinin merkezlerinden biriydi. Malani için tuz, sadece Venedik’in kapitalist geçmişini değil, aynı zamanda kendi ülkesi Hindistan’ın sömürgecilik dönemindeki acılarını da simgeliyor.
İngiliz sömürge yönetimi, Hindistan’da tuz satışını tekeline alarak bu temel gıdayı halk için ulaşılamaz hale getirmişti. Kaçakçılığı önlemek amacıyla inşa edilen 2.500 milden uzun dikenli çalı barikatı (Büyük Hindistan Çiti), kıyı bölgelerinden iç kesimlere tuz geçişini engelleyerek sayısız insanın tuz yetersizliğinden hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Mahatma Gandhi’nin 1930 yılında bu vergiye karşı başlattığı barışçıl Tuz Yürüyüşü, sömürge karşıtı direnişin en önemli sembollerinden biri haline geldi. Malani, mekandaki tuz kokusu ve dokusuyla bu tarihsel sömürü mekanizmalarını birbirine bağlıyor.
Seksen Yaşında Bir Feminist Gelecek İnancı
1990’larda Hindistan’da tırmanan mezhepçi gerilimler, Malani’yi geleneksel tuval resminin sınırlarını aşmaya zorladı. Sanatçı, daha geniş kitlelere ulaşabilmek ve toplumsal yaraları sarmak amacıyla tiyatro ile hareketli görüntüyü birleştiren "videoplay" (video-oyun) formatını geliştirdi. Bu formatın ilk örneği olan ve Sa'adat Hasan Manto'nun 1947 Hindistan bölünmesini konu alan kısa öyküsünden esinlenen "Remembering Toba Tek Singh" (1999), Mumbai'deki sergilenişinde günde yaklaşık beş bin ziyaretçi çekerek büyük bir toplumsal etkileşim yarattı. Sanatçı, sınırların insan eliyle çizilmiş yapay engeller olduğunu ve bu engellerin aşılmasında sanatın iyileştirici bir rol üstlenebileceğini savunuyor.
80 yaşındaki Nalini Malani, 2027 yazında Londra’daki Tate Modern’de açılacak olan büyük retrospektif sergisine hazırlanıyor. Altmış yıllık sanat pratiğini bu sergide nasıl konumlandıracağını planlarken, feminist ve insani bir toplum inşa etme arzusunu koruyor. Sanatçıya göre, insanlığın önünde duran tek çıkış yolu hala aynı: Gelecek kadınlarındır.